top of page

Neandertaller bizden çok önce Ege denizinde dolaşıyorlardı

Güncelleme tarihi: 9 Kas 2020


Atalarımız ve hatta Neandertaller Ege denizinde bizden onbinlerce yıl önce denizcilik yapıyor olabilirler @uzakevrenler

Kazı Çalışmalarından bir an (KAYNAK : JASON LAU/STELIDA NAKSOS ARKEOLOJİ PROJESİ)

Homer’in efsanelerinde Akdeniz’in sularında yolculuk eden Odisseus’tan çok daha önce yola çıkanlar olabilir. Bundan on yıl kadar önce, araştırmacılar Ege Denizi’ndeki Girit adasında 130 bin yıl önceye kadar tarihlenen taş aletler buldular. Arkeoloji dünyası bu bulgu karşısında şaşkınlığa düştü ama bir yandan konuya temkinli bir şüphe ile yaklaştılar. Ancak ilk bulgudan bu yana araştırmacılar taş devri denizcilerine ilişkin pek çok başka yerde yeni bulgular ortaya çıkararak iddialarını daha da güçlendirdiler. Bu iddianın en şaşırtıcı yönü iddia edilen tarihlerin bu denizcilerin bizim gibi homo sapiens yani insanlar değil, insanların soyu tükenmiş kuzenleri olan Neandertaller olduğunu öngörüyor olmasıydı.

Amerikan Arkeoloji Topluluğunda en son bulguları paylaşmak için bir toplantıya katılan Las Vegas’ta yerleşik Nevada Üniversitesi arkeologlarından Alan Simmons "Bulguların kuvvetli bir şekilde önerdiği şey aslında denize açılma arzusu ve bunu başarabilmek için gereken algısal ve teknolojik yöntemlerin biz insanlardan çok daha önce ve başka türlerde de var olduğudur.” diyerek durumu kısaca özetliyor. Konuya şüpheyle yaklaşanlardan Brown Üniversitesi arkeologlarından John Cherry’ye göre camiadaki ortodoks anlayış denizciliğin Bronz çağına kadar var olmadığı yönündeydi diye görüş bildirdikten sonra ekliyor “ Şimdi ise denizlerde yolculuk eden Neandertallerden bahsediyoruz. Bu cidden şok edici bir değişiklik demek."Blim insanları uzun zamandır bir deniz aracı yapmak ve onu kullanarak uzak sahillere gidebilecek şekilde yönetme becerisinin tarımın ve hayvanların evcilleştirilmesinden sonra geliştiğine inanıyordu.

Bugüne kadar bulunan en eski tekne kalıntısı Hollanda’da bulundu ve 10 bin yıl öncesine tarihlendi. Yelken teknolojisine ilişkin bulabildiğimiz en eski deliller bizi Mısır’da M.Ö. 2500 yılları arasına Eski Krallık dönemine götürüyor. Denizcilerin açık denizi aşabilmek şekilde Arap yarımadası ve Hindistan arasında yolculuk ettiğine ilişkin bulunabilen en eski fiziksel kanıt da ancak M.Ö. 2000 yıllarına tarihlenebiliyor. Ancak Avrasya’ya dağılmış sayıları giderek artan taş aletler ve kemiklerden oluşan deliller(tahta tekneler ve kürekler gibi cisimler zamanın yıpratıcılığına karşı pek dayanamıyor) bize radikal bir biçimde farklı bir hikaye anlatıyor. İnsansı türlerin en erken örneklerinden olan Homo erektusların neredeyse bir milyon yıl önce Flores ve Sulawesi gibi Endonezya adalarına onlarca kilometrelik derin suları aşarak ulaştıklarını artık biliyoruz.

Adalara Yolculuk

İyon ve Ege denizinde ortaya çıkarılan son bulgular modern insanların ve Neandertallerin adalar arasında 130 bin yıldan beridir yolculu ediyor olabileceğini öneriyor. Öte yandan modern insanın bundan 65 bin yıl önce cesurca bir girişimle tehlikeli denizleri aşarak Avustralya kıtasına ulaştılar. Ancak bazı arkeologlar her iki durumdada, ilk denizcilerin bu yolculukları bilerek ve planlayarak değil, kazayla ve hatta tsunami gibi doğal felaketler yüzünden açık denizlere sürüklenerek gerçekleştirdiklerini öne sürdüler.

Ege ve İyon Denizinde taş devri buluntuları ortaya çıkarılan ada sayısı giderek artıyor (HARİTA : uzakevrenler.com)

Ancak Akdeniz’de ortaya çıkarılan son bulgular bu deniz yoculuklarının tartışmaya yer bırakmayacak şekilde kasıtlı olarak yapıldığının öneriyor. Arkeologlar uzun bir süreden beri 5 milyon yıldan beridir bir ada olduğu bilinen Girit dahil Akdeniz adalarında çok eski görünen taş aletlere ilişkin notlar tutuyorlardı. Ancak bu tür bulgular birer gariplik olarak tanımlanmanın ötesine geçemedi.

2008 ve 2009 yıllarında Providence Kolejinde Thomas Strasser’in Boston Üniversitesinden arkeolog Curtis Runnels ile birlikte yönettiği Yunan-Amerikan ekibi, Girit’in güneyindeki bir sahil kasabası olan Plaikas’ta yüzlerce taş alet ortaya çıkardılar. Strasser’e göre kazma, balta, kazıma aleti ve el baltası gibi buluntular o kadar fazlaydı ki bunu bırakanların buraya kaza eseri gelmiş olmaları mümkün görünmüyordu. Buluntular aynı zamanda onları kullananların kimler olduğu hakkında da fikir veriyordu. Tarzları bunda bir milyon yıl önce Homo erectus tarafından ve yine 130 bin yıl önce Neandertaller tarafından üretilen Acheulean aletlerini andırıyordu.

Strasser, adada ortaya çıkarılan taş aletlerin Neandertallerin Yakın Doğu’dan Avrupa’ya doğru deniz yoluyla göç ettiğine dair önemi bir gösterge olduğunu öne sürüyor. Araştırma ekibi ta aletlerin bulunduğu toprak katmanının yaşını bulabilmek için farklı teknikler kullandı ve en az 130 bin yıllık olduğunu buldu. Ama bundan daha kesin bir tarihleme yapamıyorlar. Alanın katman bilgisi (stratigrafi) ise belirsiz ve bulunan aletlerin içinden çıktıkları toprakla aynı yaşta olup olmadıkları konusunda sorular sorulmasına neden oluyor.

Diğer arkeologların Neandertallerin denizciliği konusuna şüphe ile bakmasının sebebi de buydu.

Yine de herkesi şaşırtan bu keşif, araştırmacıları bölgede bu tür başka alanlar olup olmadığı konusunda daha fazla araştırma yapmaya itti. Ve devamında yapılan araştırmalar meyvesini verdi de. Naksos adası üzerindeki Stelida dahil olmak üzere bir kaç adada daha Neandertallere ait kalıntılar bulundu. Naksos Girit adasından 250 kilometre kuzeyde yer alan bir başka Ege adası. Adanın buz çağında deniz seviyeleri bugüne göre çok daha düşük olduğu zamanlarda bile bir ada olduğu ve adaya ancak deniz yolu ile erişilebildiği biliniyor. Hamilton, Kanada’da yerleşik McMaster Üniversitesinden Tristan Carter’ın yöneticilerinden olduğu bir Kanada-Yunan ekibi bir çört ocağında toprağa gömülü halde yüzlerce taş alet buldular. El baltaları ve bıçakların tarzı Mousterian olarak tanımlanan tarza uygundu ki bu tür taş aletleri hem insanların hem de Neandertallerin 200 bin yıl ile 50 bin yıl arası bir dönemde kullandıkları biliniyor. Bu tür taş aletler Acheulean tarzı taş aletlere göre üzerinden kırpıntılar yontmadan önce taş bir çekirdek oluşturmak gibi daha hassas ve karmaşık bir kırpma yöntemi gerektiriyor. Buluntuların tarihlenmesi için yürütülen çalışmalar devam ediyor ve Carter henüz yayınlanmayan çalışması hakkında şimdilik bir yorum yapmak istemedi. Ancak Cherry’ye göre Naksos buluntuları ikna edici çünkü bu alan daha net bir katmanlaşmaya sahip ve bu durum buluntuların tarihlenmesini kolaylaştıracak. Cherry gibi çalışmayı dışarıdan yorumlayan Strasser’a göre “Buluntular gerçekten ikna edici zira çok sayıda alet çıkarıldı ve burası tam anlamıyla Mousterian tarzı aletlerle dolup taşan bir ocak.”.

Mousterian tarzı Paleolitik aletlere Yunanistan’ın Batı adaları olan Kefalonya ve Zakintos adalarında rastlandı. Bu tür aletlerin ortaya çıktığı yerlerin çokluğu adalardaki bu yerleşimlerin kaza eseri değil, bilerek ve planlayarak yapıldığı tezini güçlendiriyor. Simmons “Anlaşılan insanların adalara gidişleri ve gelişleri bizim zannettiğimizden çok daha önce başlamış.” diyor.

Yunan adası Naksos’daki Stelida’da araştırmacılar tarafından ortaya çıkarılan Neandertallere ait olabileceklerini düşünülen Mousterian tarzı mızrak uçları. (Kaynak: Stelida Naksos Arkeoloji Projesi)

Öte yandan bugün bizim ada diye bildiğimiz yerlerin hangilerinin bundan onbinlerce yıl yine ada olduklarını belirlemek de kolay bir iş değil. Yunanistan’da Selanik Aristo Üniversitesi arkeologlarından Nikos Efstratiou bir yerin tarih içinde belirli bir dönemde ada olup olmadığının anlaşılması için hem o bölgedeki tarihi toprak hareketlerine hem de küresel seviyede denizlerin yükselip alçalmasına ilişkin verilere bakmak gerektiğini söylüyor. Efstratiou ve ekibi, Ege’deki Limni adasında 10 bin yıllık olduğunu düşündüğü bir Paleolitik av kampı buldularına inanıyor. Ancak o tarihte Limni’nin ana karadan kopmuş olup olmadığından emin değil. Efstratiou ayrıca arkeologların tarih öncesinde üretilen aletleri daha iyi sınıflandırmaları gerektiğini böylece adalarda veya ana karada üretilmiş aletlerin aralarındaki farkları daha net ayrıştırabileceklerini söylüyor.

Diğer arkeologlar ise insanların ve onların kuzenleri olan diğer akıllı hominidlerin daha önce düşündüklerinden onbinlerce yıl önce denize açılmış olabileceklerine ilişkin şimdiden fikir yürütmeye başladılar. Girit kazısını yapan Runnels “Biz gerçekten feci şekilde yanlış hesapladık” diyor. “Anlaşılan denizler bizim zannettiğimizden daha erişilebilirmiş” diyerek sözlerini bitiriyor.

 

Yazan : Andrew Lawler

Tercüme: Melih R. Çalıkoğlu

İlk Yayın Tarihi: 27 Nisan 2018

 

Bilim, Teknolojji ve Toplum hakkında güncel haber ve yazılar.

Uzak evrenler, içiçe geçmiş sonsuz sayıdaki varoluş düzlemini keşfetme ve öğrenme arzusu taşıyanlar için hazırlanmış bir popüler bilim ve öğrenme portalıdır. 

  • YouTube
  • Twitter
  • Instagram

© 2017 

bottom of page